DÜNYAYI TİTRETEN TÜRK KOCA YUSUF

Avrasya Kültür ve Spor İş Birliği Derneği Başkanı Ahmet Tüzün, Romanya’daki uluslararası kuşak güreşi turnuvasından sonra Bulgaristan’da Koca Yusuf’un köyünü ziyaret etti ve intibalarını anlattı:

Romanya dönüşü iki günümüzü Bulgaristan’da geçirdik. Balçık, Durankulak, Dobruca üzerinden Deliorman Şumnu’ya ve Koca Yusuf’un Karalar Köyü’ne…

İsmail Hilmi ve Nurten Remzi… İsmail Hilmi; Koca Yusuf’un doğduğu Karalar köyü Muhtarı ve Koca Yusuf’un anıt taşını yaptıran ekipten… Gece gündüz köyü için, Koca Yusuf’un manevi mirasını yaşatmak için çalışıyor… Nurten Remzi; Koca Yusuf heykeli ile Koca Yusuf yağlı güreşleri projelerini hazırlayan, Deliorman güreşleriyle ilgili  panel ve seminerler düzenleyen, Deliorman’daki Türk çocuklarından müteşekkil davul zurna takımı kuran, Koca Yusuf ve yağlı güreş konusunda kuvvetli bir arşive sahip ve Şumnu Kültür Evi Başkanı…

Birlikte Cihan Pehlivanı’nın köyüne gittik. Orada, idman yaptığı dev taşı gördük… Şimdi sadece birkaç yıkık duvarı kalmış, harabe halindeki evine gittik. Asırlık bir hüzün anıtı gibi karşımızda duruyor, zamana direnmeye çalışıyor ve adeta “beni gelecek nesillere aktarmak için yaşatın” diye derinden derine inliyordu.

Geçen yıl birincisi yapılan Koca Yusuf Yağlı Güreşleri bölgeye bir hava ve canlılık getirmiş. Ceyhan Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Koca Yusuf’un yaşadığı evi aslına uygun yaptırmak için söz vermiş. Muhtar İsmail Hilmi, Başkan Nurten Remzi bu milli ve manevi kültürel değeri ayakta tutmak ve geleceğe kazandırmak için canla başla çalışıyor. Türkiye’den işadamlarının maddi ve manevi desteği onların azmini artıracaktır…

Şumnu Bulgaristan’ın kuzey bölgesindeki önemli merkezlerden biri. İl nüfusu 200 bin olan Şumnu’nun kent merkezi sadece 90 bin. Bu koca Balkan şehrinde yaklaşık 8 binTürk yaşıyor. 10 belediyeden-ilçeden oluşan Şumnu’nun beş belediyesinde Türkler yaşıyor

Aslında bizim Balkanlar’la ilişkimiz çok eskilere uzanmaktadır; “Türkler V. asrın ilk yıllarından itibaren Balkanlar’a girdiler. Atilla’nın Balkanlar’ın büyük bir bölümünü ele geçirerek İstanbul yakınlarına kadar geldiği biliniyor. Tarihen kolayca tesbit edilebileceği gibi bu geliş Slavlar’ın Balkanlar’a gelişinden epeyce öncedir. VII. yüzyıldan itibaren ise Türk asıllı Bulgar kabilelerinin Balkanlar’a inişine tanık oluyoruz. Fakat bunlar daha sonra Slavlaştılar. XI. ve XII. yüzyıllarda ise Peçenek, Kuman ve Uz Türkleri Balkanlar’a gelip yerleştiler. XII. yüzyıl ortalarında ise Sarı Saltuk ile sonraları onun adıyla anılan Türkmen aşireti Balkanlar’a geçerek Dobruca dolaylarında ilk İslâmi cemaati meydana getirmiştir Fakat Balkanlar’la asıl uzun süreli ve kalıcı ilişkiler Osmanlılar zamanında başlamış ve günümüze kadar devam etmiştir. Osmanlılarda bu ilişkileri ilk başlatan Orhan Gazi’nin büyük oğlu Rumeli fatihi adıyla anılan Süleyman Paşa’dır. Bosna’nın fethi ise 1463’te Fatih Sultan Mehmet’e nasip olmuştur.

Balkanlar’da Türk kültürü ve dili ile ilgili izler 13. yüzyıldan itibaren görülür. 14. yüzyıldan sonra dinî tasavvufî edebiyat yayılmaya başlamıştır. Âşıklar sazını ve bağlı bulundukları âşıklık geleneğini ta Balkanlar’a taşıyarak buralara yaymışlardır. Çeşitli tarikatlara bağlı dervişler, şeyhler gelerek tekkeler kurmuşlardır. Buralarda yetişenler Balkan divan edebiyatının ve Balkan Türk tekke edebiyatının temellerini atmışlardır.

Balkan Türklüğü maddi ve manevi varlığını devam ettirmek, küresel dejenerasyona karşı direnmek için elinden gelen gayreti gösteriyor. Biz Türkiye Türklerinin de bu konuda yapacağı şeyler olmalı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir